İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen 49. Dünya Ekonomik Forumu'na katılan Göçmen, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

04-02-2019

(Pazar) “Yeni bir Türkiye hikayesiyle tekrar yola çıkma zamanı”

- Sabancı Holding CEO'su Mehmet Göçmen: (1)
- “2018’de ciddi badireler atlattık. Artık yeni bir Türkiye hikayesiyle tekrar yola çıkma zamanı”
- “Türkiye’nin üretimi kaldıraç olarak kullanan, teknolojinin olanaklarıyla daha çok katma değer üreten; bunu yaparken de verimliliği odağına alan bir anlayışla geleceğe bakması gerekiyor”.
- “Dijital dönüşümden Türkiye'nin bir rekabet avantajı elde etmesi lazım. Mevcut, içinde olduğumuz sanayileri hızla bugünkü teknolojiye adapte edip verimliliği artırmamız lazım”

DAVOS (AA)  - Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Göçmen, geçen yılın ders çıkartılan bir yıl olduğunu belirterek, “2018’de ciddi badireler atlattık. Artık yeni bir Türkiye hikayesiyle tekrar yola çıkma zamanı” dedi.

İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen 49. Dünya Ekonomik Forumu'na katılan Göçmen, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Göçmen, Davos’ta konuşulan ana konunun “Globalleşme 4.0” başlığı altında dijital dönüşüm olduğunu dile getirerek, dijital dönüşümün bir teknoloji boyutu ve bir de iş dünyasına etki boyutu olduğunu söyledi.

Dijital dönüşümün üretim verimliliğini iki katına çıkarma potansiyeline işaret eden Göçmen, “Enerjiden ulaşıma kadar tüm sektörleri çok etkileyen bir yapı. Tabii ki tüm dünyada, gelişmiş ülkelerden başlayarak, faizlerin artığı bir ortamda yatırımları daha ucuzlatan bir unsur olduğu için bugünkü ana trend bu.” dedi.

Göçmen, dijital dönüşümün bir de bireylere dokunan tarafı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Özel bilgilerin başkalarıyla paylaşımının riski var. Güven sorunu var. Bu kadar bilgi bu şirketlerin elinde biriktiği zaman ne olacak sorusu var. Dolayısıyla, bir şeffaflaşma ihtiyacı var. İş dünyasının emek tarafına dokunan boyutu var.  İnsan yerine yapay zeka, robotlar geçince insanlar ne ile uğraşacaklar? Bunların hepsi karmaşık bir yapı oluşturuyor kendi içinde. Dünya da bunu tartışıyor. Nasıl yeni standartlar koyalım ki şeffaflık sağlayalım? Bir taraftan ülkelerimizin ulusal çıkarlarını korurken bir taraftan çağa nasıl ayak uyduralım? Dünyada tekrar globalleşme yerine, çokyerel denilen birden çok yereli içeren yapıların tartışıldığı bir dönemdeyiz. Ana trend bu. Türkiye’de zaten hepimizin gündemi de bu. Başka şekilde Türkiye’yi dünyada rekabetçi hale getiremeyiz. Dijital dönüşümü ıskaladığımız takdirde geriden gelmek durumunda kalırız”.

- "Brexit süreci AB'nin üzerindeki soru işaretlerini artırıyor"

 “Bunun yanında dünyada başka bir gündem daha var.” diyen Göçmen, şunları anlattı:

“Bir taraftan jeopolitik riskler. Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgede yaşananlar, dünyanın başka coğrafyasında yaşananlar; bu jeopolitik risklerin getirdiği çatışma ortamı var. Bir taraftan Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşı diye adlandırılıyor ama aslında ticaret savaşı da değil acaba bu ekonomik liderlik savaşı mıdır ya da teknolojide liderlik etme savaşı mıdır? Çünkü teknolojide dünyada en büyük ilk 10 şirketi saydığınızda bunlar Japon, Çin ve ABD'li şirketlerdir. Avrupa’da bu yarışta çok geride kaldı. Acaba bu liderlik çekişmesi midir bize ticaret savaşı diye yansıtılan konu, başka konu mudur? Böyle de bir tartışma var. AB içerisinde, Fransa’da yaşananlar, bunun çevre ülkelere yayılması ve sosyal etkileri var. Bir tarafta da Brexit süreci var. Bunlar AB'nin üzerindeki soru işaretlerini artırıyor. Burada tartışılan aslında tüm bunların ışığında Globalleşme 4.0’ın nasıl gerçekleştireceği.”

Mehmet Göçmen, ister istemez Türkiye'nin de bu tartışmaların içinde olduğunu belirterek, Çin ile ABD arasındaki sorunun Türkiye gibi ülkelere bir fırsat yaratıp yaratmayacağının, Türkiye'nin jeopolitik sorunlarının neticelenmesi durumunda kendi çıkarlarına uygun şekilde bundan nasıl bir avantaj sağlayacağı konularına şimdiden cevap aranması gerektiğini kaydetti.
Brexit konusuna da değinen Göçmen, İngiltere'nin Türkiye için çok önemli bir yeri olduğunun altını çizerek, Türkiye'nin AB'de dış ticarette fazla verdiği tek ülkenin İngiltere olduğunu; bu nedenle Brexit'in Türkiye'nin dış ticareti üzerindeki etkisinin irdelenmesi ve sürecin nasıl yönetileceğine ilişkin yol haritasının belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

- "Türkiye'nin ortalama yaşı 29, dünyada çok az böyle ülke var" 

Davos’un gündemi ile aslında Türkiye'nin fırsata dönüştürmesi gereken gündemin birbiriyle çok örtüştüğünü belirten Göçmen, şunları kaydetti: 

“Türkiye'nin ortalama yaşı 29, dünyada çok az böyle ülke var. Yeni teknolojiler, internet, sosyal medya ve bunlara çok hızlı adaptasyon... Türkiye'nin nüfusunun büyük bir kısmı bunun içine doğuyor aslında. Elbette yarattığı fırsatlar da var, tehditler de var. Nesiller arası fark da yönetilmesi gereken bir unsur. Türkiye gibi çok hızlı kentleşen bir ülkede bunların yaşanıyor olması yönetilmesi gereken sonuçlar doğuruyor. Örneğin, malum Türkiye’de inşaat sektöründe aşmaya çalıştığımız bir takım darboğazlar var. İnşaat sektörü çok fazla insan istihdam eden bir sektör. Bir tarafta inşaatta yaşadıklarımız bir taraftan dijital transformasyonun getirdiği yeni bir emek piyasası. Türkiye işsizlik sorununu nasıl aşacak? Dolayısıyla acaba tarım ve turizm sektörünün mü ön plana çıkması lazım? Tarım sektörünün ön plana çıkması için acaba kentleşmeyi tersine çevirip insanları kendi ait oldukları coğrafyalarda istihdam edecek yeni bir modele mi geçmek lazım? Aynı zamanda şehirleri de daha da yönetebilir şehirler hale getirme sonucu doğurur mu? Bugüne kadar şehirleşmeyi savunduk. Mega kentlerde şehirleşme sorunlarına çözüm arayışında olduk. Acaba tersine göç, tarım istihdamın çok olacağı bir yer bize yeni bir fırsat getirir mi? 

Dünya gündeminin Türkiye’ye ne şekilde yansıyacağı ve Türkiye'nin de bundan menfaatlerine uygun yeni yapıları nasıl oluşturacağı... Bence bu dönemde sıkça tartışacağımız konular bunlar ve hep beraber nasıl yeni bir döneme girmemiz gerektiğinin ipucunu veriyor."

- "Sektörleri çoğaltarak yeni istihdam alanları yaratmak Türkiye'nin önündeki en büyük fırsattır"

Göçmen, Türkiye'nin mevcut sanayisini dijital dönüşümle dünyada daha fazla rekabet edebilir hale getirmesinin önemine değinerek, şöyle devam etti:
“Bugün dijital dünyada, teknolojiden dolayı bir konfeksiyon ürününü Bangladeş'te üretmek ile Almanya’da üretmek arasında bir maliyet farkı kalmıyor. Hem daha az hatalı hem de ucuz yapıyor. Takım elbiseler Bangladeş'te üretiliyor. Çünkü emek yoğun bir iş. Orada emek ucuz. Bu üretimi Almanya’ya, Avrupa'ya, Türkiye’ye taşırsanız Bangladeş nasıl yaşayacak? Dijital dönüşümden Türkiye'nin bir rekabet avantajı elde etmesi gerekiyor.

Bunun için de mevcut, içinde olduğumuz sanayileri hızla bugünkü teknolojiye adapte edip verimliliği artırmamız lazım.

Yeni istihdam alanları yaratmamız gerekiyor. Bir taraftan teknoloji istihdamın yerine geçiyor ama bir taraftan da genç nüfus var. Onlara iş yaratmak gerekiyor. Dijital dünya bunların bir kısmına, vasfı daha yüksek olanlara, istihdam yaratacak. Hızla eğitim sistemimizle beraber ortalama eğitim seviyemizi yükseltmemiz ama bu arada emek yoğun sektörleri oluşturmamız gerekiyor. Bir tanesi tarım. Nasıl şehirden tekrar köye gidişi özendirerek insanları tekrar tarım sektörüyle barıştırabiliriz? Nasıl turizmi tüm ülkeye yayıp hem tarihi mirasımızı hem doğal güzellikleri turizme açarız? Bu da emek yoğun bir sektör. Bir taraftan dünyada çok fazla rekabet gücü yüksek müteahhitlik sektörü var. Onları yurt dışında nasıl rekabetçi hale getirerek, onlar üzerinden istihdam sağlayabiliriz? Sektörleri çoğaltarak yeni istihdam alanları yaratmak Türkiye'nin önündeki en büyük fırsattır.

 - "Atılımcı yeni bir Türkiye hikayesi" 

“Paranın maliyeti artıyor. Ulaşılması zor oluyor. Yatırımcıyı özendirmek eskisinden daha da zor. Cepteki paranın değeri daha yükseliyor.” diyen Göçmen, tüm dünyaya bir Türkiye hikayesi sunmanın herkesin borcu olduğunu dile getirdi.

Tüm paydaşların bir araya gelip bu Türkiye hikayesinin dünyaya nasıl anlatılacağına karar vermesi gerektiğini belirten Göçmen, “Karar vermemiz lazım ki dünyadan sermaye çekebilelim. Türkiye’nin kendi sermayesiyle büyümesi yüzde 3-4 seviyesinde.” dedi.

Göçmen, hükümetin her türlü çabasına rağmen “maalesef tasarruf seviyesi yüksek bir toplum olamadık,” ifadesini kullanarak, şu değerlendirmelerde bulundu:  

“Olamadığımız için açığımızı dışarıdan sağlamamız lazım. Dışarıdan sağlamak için yatırımcıları özendirmek lazım. Dışarıdan sermaye getiremezsek kendi potansiyelimiz yüzde 3’tür. Ama Türkiye'nin gerçekten büyümesi için en az yüzde 5 büyümesine ihtiyaç var. Refah seviyesini yükseltmesi için yüzde 5’ten fazla büyümek lazım. Bu da hepimizin boynumuzun borcudur. Varmamız gereken hedef bu.

“Geçen yıl ders çıkartılan bir yıl oldu.  2018’de ciddi badireler atlattık. Artık atılımcı yeni bir Türkiye hikayesiyle tekrar yola çıkma zamanı. Türkiye’nin üretimi kaldıraç olarak kullanan, teknolojinin olanaklarıyla daha çok katma değer üreten; bunu yaparken de verimliliği odağına alan bir anlayışla geleceğe bakması gerekiyor”.

(Pazar) Sabancı Holding, dünyayı “kompozitle” hafifletecek

- Sabancı Holding CEO'su Mehmet Göçmen: (2)
- “Kompozit alanında tüm dünyada yatırım yapıyoruz. Uçak parçaları ve uzay araçları nedeniyle 7 yıllık onay süreci var. Sıfırdan başlarsınız 14 yıl geridesiniz. Biz bu onayı alan şirketleri alıyoruz.”
- “2019'a hazır girdik. Dolayısıyla alınabilecek tedbirleri alarak girdik”
- “Son altı aydır hükümetin attığı adımlar beklentileri büyük oranda karşıladı”
- “Enerjide Türkiye’de açık ara en büyüğüz, 11 milyar dolara yakın yatırım yaptık”

DAVOS (AA)  - Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Göçmen, kompozit alanında tüm dünyada yatırım yaptıklarını belirterek, “Uçak parçaları ve uzay araçları nedeniyle 7 yıllık onay süreci var. Sıfırdan başlarsınız 14 yıl geridesiniz. Biz bu onayı alan şirketleri alıyoruz” dedi.

İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen 49. Dünya Ekonomik Forumu'na katılan Göçmen, AA muhabirine Sabancı Holding yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bazı yatırımların kaçınılmaz olduğunu belirten Göçmen, “Kompozit alanında tüm dünyada yatırım yapıyoruz. Uçak parçaları ve uzay araçları nedeniyle 7 yıllık onay süreci var. Sıfırdan başlarsınız 14 yıl geridesiniz. Biz bu onayı alan şirketleri alıyoruz. Kompozit demirin yerini alıyor. Hava taşıtları, raylı sistemler, otomotiv, köprü, baraj, tünel ve sportif malzemelerde kullanılıyor.” diye konuştu.

“Yatırımın nerede olduğundan ziyade niçin orada olduğu ve Türkiye’ye ne kadar değer yarattığına bakmak gerekir.” diyen Göçmen, Sabancı Holding şirketlerinin çoğunun halka açık ve yabancı ortakları olduğunu söyledi.

- “2019’a alınabilecek tedbirleri alarak girdik”

Göçmen, 2018’in kendileri açısından iyi bir olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“2017 yılından başlayarak daha tedbirli olunması, aldığımız kararları kısa vade süzgecinden geçirmek, karlılık yerine bilanço ve nakit akımı yönetiminin çok daha ön planda tutulması gerektiğine karar verdik. Kendi şirketlerimizi ayakta tutarken değer zinciri içerisinde bize mal ve hizmet sağlayan eko sistemlerimizi paydaşlarımızı ayakta tutmaya karar vermiştik. 2018’in ikinci altı ayında ne kadar doğru yaptığımızı gördük.

Hiç bir yıl kolay değildir. Değişken dünyada, öngörülebilirliğin olmadığı dünyada her yıl başkadır, diğerine benzemez. Bazı sektörler büyümeye devam ediyor bazı sektörler beklenenden daha fazla etkileniyor. 2018’de hedeflerimize ulaştık. 2019'a hazır girdik. Dolayısıyla, alınabilecek tedbirleri alarak girdik. Grup olarak yatırımlara uzun vadeli baktığımız için kısa vadeli konjonktürel sorunların bizi etkilemesi mümkün değil. Kararlarımızı bu perspektiften veriyoruz. Günün sonunda hemen hemen tüm varlığı bu ülkede olan bir grubuz. Değer zincirinin herhangi bir yerinde zayıf halka varsa birbirini etkiliyor. Dolayısıyla, yakından takip ediyoruz. 35 yıldır çalışma hayatının içerisindeyim. Yabancı şirketlerde de çalıştım. Her zaman bu ülkeye güvendim; çalıştığım şirketler de güvendi. İyi günlerimizin sayısı kötü günlerimizin sayısından fazla olmuştur.”

- “Türkiye’nin dijital dönüşüm yatırımlarını iyi anlatması lazım”

Göçmen, yabancı yatırımcıların tekrar Türkiye’ye çekilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin dijital dönüşümü hangi alanlarda yapacaksa, bunu dünya yatırımcısına iyi anlatması gerektiğine işaret etti. Göçmen, “Türkiye niçin yatırım yapılması gereken bir ülkedir. Biz bu yatırımı nasıl güvenli bir şekilde çekeriz. Bunu iyi anlatmak lazım” değerlendirmesinde bulundu.

- “Hükümetin attığı adımlar beklentileri büyük oranda karşıladı”

Göçmen, son altı aydır hükümetin attığı adımlarının beklentileri büyük oranda karşıladığını ifade ederek, “Tüm sektörler elini taşın altına sokarak başta hükümet olmak üzere belirli bir yol aldı. Dengelenme sağlandı. Esas işimiz şimdi başlıyor. Bugüne kadar yapılanlar yangını söndürmek için doğru işlerdi. Biz eskiden beri kriz yönetiminde diğer ülkelere göre daha başarılı bir ülkeyiz.

- “SabancıDx ile dijital formasyonları yönetiyoruz”

Esas mühim olan yeni hamle dönemini nasıl başlatacağımız. Kendi gücümüzle bugüne,  yönetilebilir hale getirdik; iyi de iş yaptık. Ama bunu buradan alıp büyüme oranını artıracak, Türkiye’ye yabancı yatırımcıyı çekecek yeni yol haritasını beraber hayata geçirmemiz lazım. Yapılan iş çok iyi ama artık olduk diyemeyiz önümüzde uzun bir yol var bence. Pusulamız, dijital dönüşüme dayanan yeni bir üretim modeli olmalı. Teknolojiye dayalı, yüksek katma değerli ve verimliliği odağına alan bir hamle yapmamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Tüm dijital formasyonlarını SabancıDx üzerinden yönettiklerini anlatan Göçmen, “Şirketlerin maliyetlerini iyileştirecek rekabeti, güçlerini artıracak şekilde hem de cirolarını artırıp daha fazla büyütecek şekilde elimizdeki veriyi kullanıyoruz. Hem şirketler arasında veri üzerinden yaratacağımız sinerjiye bakıyoruz hem de uluslararası pazarlarda satılabilir global ürünler ve yeni platformlar yaratmaya çalışıyoruz. Önümüzde çok net beş yıllık bir plan var. Her detayda ne yapmamız gerektiğini çok iyi biliyoruz ve yapıyoruz. Sabancı Holding'in tüm noktalarında, bankadan, perakende şirketlerinden, sigorta, sanayi şirketlerine kadar çok önemli bir dijital transformasyon süreci içerisindeyiz. Ama bunu biz sadece dijital transformasyon olarak değil, Holding’i yeni hedeflere vardıracak kültürel bir transformasyon olarak görüyoruz.” diye konuştu.

Göçmen, Sabancı Holding’deki dönüşümü şöyle anlattı:

" Şirketin kültürünü, yeniyi yönetecek hale getiremezseniz başarılı olma şansınız yok. Kendi değerlerimiz içerisinde bu yeniyi yaratıyoruz. 2017’de başlamıştık; 2018'de devam ettik. Bugün, sona doğru yaklaştık. Tüm insan kaynakları yapımızı buna göre şekillendiriyoruz. Yıllık hedeflerimizi, ödüllendirme sistemlerimizi buna göre tekrar tanımlıyoruz. Sadece fiziksel ortamı dijitale dönüştürmüyoruz aynı zamanda kültürel transformasyon yaşıyoruz. Çalışanlarımızın yaş ortalaması 32. Tedarikçilerimizin çocukları artık şirketleri yönetiyor. Bize yatırım yapanlar genç. Dolayısıyla tüm paydaşları bu kadar genç olan bir ortamda biz de kendimizi kültürel olarak dönüştürüyoruz”.

- Enerji’de 11 milyar dolar yatırım yaptık

Biz daha çok sanayi ile enerji arasında yeni platformlar yaratmaya çalışıyoruz. Hem enerjiyi hem sanayiyi biliyoruz. Bizim DNA'mızda üretim var. Sabancı'yı tanımlarsanız hizmet sektörü yerine daha çok sanayidir. Pamuk ticareti ile başlamışız; tekstil üretimine geçmişiz. Sabancı hep bir üretim hikayesidir. Enerjide ve sanayide çok başarılıyız. Ayrıca yeni teknolojilerin sağladığı olanaklara; daha yüksek verimlilik ve daha fazla rekabet avantajı sağlayacak fırsatlara bakıyoruz. ”
Enerji ve çimento dışında Almanlarla başka yatırımları olmadığını bildiren Göçmen, enerjide Türkiye’de açık ara en büyük olduklarını ve 11 milyar dolara yakın yatırım yaptıklarını söyledi.

- "Gençler rahatınızı bozun"

Göçmen, Gençlere, “Kendinizi ve çevrenizi iyi tanıyın, kendinizi devamlı yenileyin, rahatınızı bozun. İnsan zoru gördükçe daha yüksek performansa ulaşır. Bu da size yeniyi öğrenmeye zorlayacaktır.” tavsiyelerde bulundu.