SABANCI HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI GÜLER SABANCI PEKİN’DE BILLBOARD’LARDA..

22-06-2007

-GÜLER SABANCI ÇİN BASININDA ...

- ASIAN BUSINESS LEADERS: “ULUSLARARASI BAŞARILI  FİRMALARDAN OLUŞAN GRUBUN PATRONU”
- GÜLER SABANCI:
“ÇİN’DEKİ  GELİŞMEMİZE OLUMLU BAKIYORUM.”
“BAŞARIMIZI ÖNGÖRÜMÜZE BORÇLUYUZ”

Çin’de yayımlanan 250 bin tirajlı aylık ekonomi dergisi Asian Business Leaders Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ile gerçekleştiği röportajı Haziran ayının kapak konusu yaptı.

Dergi 10 sayfa ayırdığı röportajı okuyucularına başkent Pekin’in ana caddelerinde verdiği bilboard ilanları ile duyurdu.

Güler Sabancı’nın, Sabancı Grubun’un faaliyetlerinden AB konusundaki görüşlerine, sosyal yönlerinden, kadının iş dünyasındaki konumuyla ilgili açıklamalarına kadar çeşitli konuları içeren röportaj, Asian Business Leaders Dergisi’nin Haziran sayısında  okuyucularla paylaşıldı.

Wen Haijing ve Huang Peijian tarafından kaleme alınan röportajın başlığında Güler Sabancı için “Uluslararası Başarılı Firmalardan Oluşan Grubun Patronu” ifadesi kullanıldı.  Güler Sabancı ile ilgili izlenimlerle başlayan yazıda “Olağanüstü büyük bir aile grubunun nasıl yönetileceği konusu onu yeni bir mücadele yoluna yöneltti. Bu da muhtemelen Çin Halk Cumhuriyeti gibi yeni büyüyen bir piyasada iş adamlarının ilgi odağı olacaktır” denildi. Yazıda Güler Sabancı’nın çok yönlülüğüne  de dikkat çekilirken “Dünya Ekonomi Forumu’nda gülümseyerek Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a önerilerde bulunurken görüntüleniyordu. Genç Sabancı Üniversitesinde sempozyum verirken, İstanbul’un F1 yarış pistinde yarış seyrederken, İtalya’nın Umbria bölgesinde tatil yaparken veya Amsterdam’daki İstanbul Fuarı’nda ve Hollanda Kraliçesi Beatrix ile beraber görüntülerine rastlamak mümkün” ifadeleri kullanıldı.

- “ÇİN’İN GELECEĞİNE İNANCIMIZ SAĞLAMDIR. ÇİN’DEKİ  GELİŞMEMİZE OLUMLU BAKIYORUM.”

Dergi, Sabancı Grubu’nun Kasım 2006’da  Amerikan Invista grubunun Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki bir yan kuruluşu olan IQNE Qingdao Nylon şirketinin %99.5 hissesini satın alarak Çin Halk Cumhuriyetin’de ilk yatırımını gerçekleştirdiğini bildirdi. Yazıda Güler Sabancı’nın grubun Asya’daki planları ile ilgili olarak “Bazı sektörlerimiz için konuştuğumuzda, şimdi Çin Halk Cumhuriyeti’ne yatırım zamanıdır. 1974 yılından başlayarak lastik ticareti yaptık.  Lastik üretim fabrikalarına ürün sattık. Bu, teknolojinin yön verdiği bir ticaretti. Bizim kendimize özgü, rekabet gücü yüksek bir üretim tekniğimiz vardır. Biz dünyadaki tüm lastik firmalarına farklı standartlarda lastik sunabiliyoruz.

Biz bu sektörde en iyisiyiz. Bizden sonraki ise Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki bir firma. Bizim Qingdao’da biraz daha küçük bir hammadde pazarlama temsilciliğimiz bulunuyor. Çin piyasasında işlerimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. Çin’in geleceğine inancımız sağlamdır. Endonezya’da bir firmanın %57 hissesini satın aldık. Tayland’da da faaliyet göstermekteyiz. Asya bizim için çok önemli bir pazardır. Arjantin, Brezilya, Mısır, Almanya ve Kuzey Amerika’da fabrikalarımız var.  Bizim Çin’deki  gelişmemize olumlu bakıyorum” açıklamalrına yer verildi.

- “HER ÇEŞİT SERMAYE, TÜRKİYE’NİN BÜYÜMEKTE OLAN EKONOMİSİ İÇİN FAYDALIDIR.”

Sabancı Grubu’nun faaliyetlerine de yer verilen yazıda, Akbank’ın Türkiye’nin en büyük özel bankası olduğu belirtildi. Yazıda,. Akbank hisselerinin %20’si Ekim 2006’da Citigroup tarafından satın alındığı da belirtilirken, Güler Sabancı’nın yabancı sermaye girişi ile ilgili olarak  Türkiye’nin, hangi ülkeden geldiğine bakmaksızın her türlü dış sermayeyi mutlaka kabul etmesi gerektiğini vurguladığına yer verildi. Yazıda,  Sabancı’nın “Her çeşit sermaye, Türkiye’nin büyümekte olan ekonomisi için faydalıdır. Türkiye çok genç bir nüfusa sahip, dolayısı ile daha çok iş fırsatı yaratılmalıdır, sadece kendi sermaye kaynağına dayanarak bunu başarabilmek ise mümkün değildir” sözlerinin de altı çizildi.

-SABANCI GRUBU’NUN FAAALİYET ALANLARI...

Haberde Güler Sabancı’nın şu sözlerine yer verildi: “Reformlar gerçekleştiren bir kurum olarak, her ticari birimi yeniden değerlendireceğiz. Esas ve esas olmayan birimleri ayırt edeceğiz. Finansal hizmetler bizim esas işimizdir. Perakendecilikte bizim Carrefour ile olan ortak sermayeli firmamızın geliri 3 yıl içinde ikiye katlandı. Lastik sektöründe ulusal pazarda güçlü durumdayız. Lassa ve Bridgestone olmak üzere iki marka ile faaliyet gösteriyoruz. Otomotiv sektöründe, kendi markamızla ürettiğimiz otobüs ve minibüsler, Avrupa pazarında %4-%5 paya sahip. 3 yıl içinde bu oranı %10’a çıkartmayı hedefliyoruz. Çimento birimini, büyük değer yaratıcı inşaat sektörüne destek sağlayan girişimci olarak görüyoruz.

Yazıda, Sabancı Grubu’nun planları ile ilgili olarak ise Güler Sabancı’nın, “Biz şimdi yeni bir alana girmekteyiz; enerji üretimi. Şimdilerde, geniş çaplı elektrik üretim tesisi geliştirmek için yatırım yapıyoruz. Doğal gaz, kömür ve su gücünden yararlanacağız. Bu Sabancı’nın gelecekteki en önemli üretim alanlarından biri olacak. Sabancı Grubu’nun geçen 50-60 yıldaki başarısı bizim öngörülü iş yapmamızın sonucudur. Eğer siz doğru zamanda doğru iş yaparsanız başarırsınız”ifadelerinin altı çizildi.

- “TÜM DÜNYA HIZLA GELİŞİYOR. TÜRKİYE’NİN EKONOMİSİNDE DE BÜYÜK GELİŞME OLUYOR”

Güler Sabancı Türkiye ekonomisiyle ilgili olarak ise “Benim gurur duyduğum olay, benim ülkem de grubum da gelişti. 2001 yılındaki ekonomik krizden sonra dönemin hükümeti yeni yöntemleri kullandı, yeni tüzükler hazırlandı, yasa ortamı ile ticaret ortamın hepsinde iyi yöne doğru gelişme oldu. Yeni hükümet 2002 yılında iktidara geldikten sonra canlılık devam etti. Bu Türkiye için çok önemli idi. Tüm dünya hızla gelişiyor. Türkiye’nin ekonomisinde de büyük gelişme oluyor. Sadece Sabancı’nın değil, bir bütün olarak Türkiye’nin de ekonomik gelişmesi hiç fena değil” sözlerine yazıda yer verildi.

- SOSYAL SORUMLULUK ÇALIŞMALARI

Güler Sabancı’nın iş dışındaki faaliyetlerine de yer verilen yazıda, Sabancı Üniversitesi’ne verdiği önem de vurgulandı. Sabancı Üniversitesi’nin Türkiye’nin en iyi özel üniversiteleri arasına katıldığı belirtilirken, öğrencilerin yüzde %40’ının burslu olarak okuduğunun ve Üniversite’ye her yıl Sabancı Grubu’ndan 20.000.000 Amerikan Doları finansman ayrıldığının da altı çizildi.

Yazıda Sabancı’nın üniversite ile ilgili olarak “Üniversitemizin diğer üniversiteler ile farklı olan tarafı, fakülte tesis edilmeyişidir. Biz bu özelliğini devam ettiriyoruz. Biz projeyi hazırlarken bilim dalı sınırlamasını aşmıştık. Şayet üniversitede bölüm yerine fakülte olursa, öğretim görevlileri o bilim dalı ile sınırlanmak zorunda kalıyorlar. Sadece belirli fakülte veya bölüm öğrencilerine eğitim verebiliyorlar. Biz projeyi böyle yaptık, çünkü 21. yüzyılda yaşam çok daha karmaşık, çözülmesi gereken meseleler de çok daha çapraşık olacak. Sadece bir dalı öğrenmek, bu meseleleri çözmeye yetmez. Meseleleri bir çok açıdan bakarak halletme yeteneğine ihtiyaç olacak” açıklamalarına da yer verildi.

Sakıp Sabancı Müzesi’ne de yer veren yazı, konuyla ilgili olarak “Hacı Ömer dedemı bu araziyi 1950 yılında satın almış. Dedem antika toplamayı çok severdi. Amcam Sakıp Sabancı da eser topladı. Topladığı antikalar iki çeşitti. Birinci çeşidi XV. yüzyıldan XVIII. yüzyıla kadar olan Osmanlı İmparatorluğu devrine ait yazma eserleridir. Bunlar çok nadir bulunan eserlerdir. Özel koleksiyonu Louvre, Los Angeles, Frankfurt gibi yerlerde sergilendi. İkinci çeşidi ise Türkiye tarihinin 19. yüzyıl ve 20. yüzyıllarını kapsayan tablolardan oluşmaktadır. 2000 yılında, henüz hayattayken, evini müze haline getirmeyi arzu ettiğini söylemişti. Ailemiz bu evi Sabancı Üniversitesi’ne tahsis etti. Louvre müzesi ile anlaşma imzaladık. Louvre sadece bir müze değil, aynı zamanda sanat ve bilimsel araştırma kurumudur. Louvre’la aramızda, eğitimci ve öğrenci değişimi konusunda anlaşma imzaladık. Birlikte sergiler de düzenliyoruz. Gelecek sene üç büyük imparatorluğu konu edinen bir sergi açacağız” dediği belirtildi.

- “KADINLAR HİÇBİR TOPLUMDA OLMALARI GEREKEN KONUMDA DEĞİLDİRLER”

Güler Sabancı Asian Buiness Leaders Dergisi’ne Türkiye’de kadının statüsü ve bu konuda Sabancı Vakfı kanalıyla yapılan çalışmalar ile igili bilgiler de verdi. Sabancı’nın konuyla ilgili olarak dergide yeralan açıklamalır şöyle: “Türkiye’de kadınların statüsü, dünyadaki diğer ülkelerde yaşayan kadınlar ile aynıdır. Anlatmak istediğim şu ki, kadınlar hiçbir toplumda olmaları gereken konumda değildirler. Cinsiyet ayrımcılığı evrensel bir sorundur. Londra’da, İran’da, Hindistan’da, Türkiye’de ve Afrika’da aynıdır. Ülkemizde kadın sorununda değişim yaşanıyor. Eğer siz 5 yıl sonra gelecekseniz, bugünden farklı bir durumla karşılaşacaksınız. Geçmiş yıllarda ben bir çok alanda ilk kadın üye oldum. Bu Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneğini (TUSİAD) de kapsıyor. Şimdi eskisi gibi değil. Her alanda kadın üyeler bulunuyor. Özellikle son 10 yılda. Vakfımız, Birleşmiş Milletler ve Türkiye’deki yerel hükümet kurumları ile ortak bir proje üretti. Proje, Türkiye’deki 6 şehirde çözüm bekleyen kadınlarla ilgili önemli sorunların araştırılmasını kapsıyor. Hangi sorunun öncelik taşıdığına yöre halkı karar verecek. Eğer bir mesele 6 şehrin hepsinde öncelik gerektiren mesele ise o zaman biz hep beraber bu meseleyi ilk etapta çözeceğiz. Sivil toplum kuruluşları (NGO) son beş yılda Türkiye’de pek çok ilerleme kaydetti. Araştırma sona erdiğinde, biz NGO’nun ilgili kurumlarını davet ederek meseleyi birlikte çözeceğiz. Bizim hedefimiz kadın dostu kentler yaratmaktır”.